2020'de Zinciri Kırma

Ücretsiz takvimi indirmek için: http://bit.ly/2s96swE
Renkli poster boyutu için: https://www.soo.cool
-
Yedek link 1: http://bit.ly/2EOtnjv
Yedek link 2: http://bit.ly/2SeOinR
Yedek link 3: http://bit.ly/2PLIEIb
-
“Güneş yeniden doğacak, ve biz yeniden deneyeceğiz.”
Size bir bilmecem var çocuklar...
Hayattaki en değerli kaynağımız nedir?
İpucu veriyorum...
Bu öyle bir kaynaktır ki ona sahip olamayız ama onu kullanabiliriz. Bedavadır ama paha biçilemez. Onu tutamazsın ama harcayabilirsin. Herkeste vardır ama değerini çok az kişi anlar. Ve onu bir kez kaybettikten sonra, asla geri alamazsın.
Anladınız sanırım. Bu en değerli kaynağımız “zaman.” İnsanlar bu soyut kavramı kavrayabilmek için binlerce yıldır uğraşıyor. Hala tam olarak anlaşıldığı söylenemez. Gel gör ki insan beyni anlayamadığı şeylerden pek hoşlanmaz.
O yüzden insanlık binlerce yıldır, zamanla bir oyun oynuyor. Onu elle tutulur, gözle görülür hale getirmek için takvimler icat ediyor. Güneş takvimleri, Ay takvimleri, her ikisinin karışımı Ay ve Güneş takvimleri gibi şeyler geliştiriyor. Bunlarla zamanı ölçmeye, anlamlandırmaya çalışıyor.
Evet, ben bu takvimleri beynimizle oynadığımız bir oyun olarak görüyorum. Beynimiz tam olarak anlayamadığı “zaman kavramı” karşısında kendini daha iyi hissetmek için “takvim oyunu”nu icat etmiş bence. Bir oyun tahtasını karelere, çizgilere böler gibi, zamanı yıllara, aylara, günlere bölmüş. İyi de yapmış. Bu sayede hayat oyununu oynarken bir sonraki hamlemizi planlamak, hedefimizi tasarlamak daha kolay oluyor.
Satranç, Go, Tavla gibi antik oyunlardan tutun, gelişmiş bilgisayar oyunlarına kadar her yerde gördüğümüz “tur bazlı bir oyun mantığı” vardır ya; her hamle için bir tur beklemek zorunda kalırsınız hani... Takvim oyununda da bu böyledir. Çünkü bu oyun gök cisimlerinin hareketlerine göre tasarlanmıştır. Dünyanın kendi ekseni etrafında “bir dönüşü” size takvim oyununda “bir tur” fırsat verir. O gün hamlenizi yaptınız, yaptınız. Akşam olup da dünya güneşten yüzünü karanlık tarafa çevirince hamle sırası artık hayata geçer. Ertesi sabah uyandığınızda onun size nasıl şeyler hazırladığını, karşınıza neler çıkardığını görür ve sıra size geldiği için ona göre kendi oyun stratejinize bir yön verirsiniz.
Tıpkı oyunlardaki gibi takvimlerde de tuzağa düşmek çok kolaydır. Pek çok kişi hamle sırası kendine geldiğinde hiçbir şey yapmadan sırasını savar. Koskoca bir yılı bir hafta gibi geçirir. 365 adım ilerleyebilecekken, sadece birkaç adım atabilmiştir.
İşte dostlarım bu tür bir durumdan kaçınabilmek için beynimizin icat ettiği bu takvim oyununu derinleştirmek gerekiyor. Onda ustalaşmak için yeni bir oyun başlatmak. Ben buna “zinciri kırma oyunu” diyorum.